2012 27 Ocak Karakış Emirdağ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Videolar
Mü’minlerin Özellikleri
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
İnsanoğlunun varoluş gayesi, yaratıcısı olan Allah’ı tanıması, varlığını ve birliğini tereddütsüz onaylaması, inanması ve O’na kulluk etmesidir. İşte bu gayeyi hedefleyen insana “mü’min” denir. Kur’an-ı Kerim mü’minleri önemli özellikleriyle tanıtarak bizi bu özelliklere sahip olmaya yönlendirir. Hemen Bakara suresinin başındaki ayetlerde mü’minler şöyle anlatılır: “Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.” (1)
Mü’minun suresinde ise¸ kurtuluşa erecek olan insanların mü’minler olacağı ifade buyrulduktan sonra¸ “Onlar¸ namazlarında derin saygı içindedirler. Faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Zekatı verirler. İffetlerini korurlar. Emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler. Onlar¸ namazlarını kılmaya devam ederler” buyrularak, bu özellikleri taşıyanların firdevs cennetinde ebedi kalacakları müjdelenir. (2)
Mü’minler Furkân sûresinde Rahman’ın has kulları olarak nitelendirilerek şöyle buyrulur: “Rahman’ın (has) kulları onlardır ki¸ yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) ‘selâm!’ der (geçer)ler. Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyama durarak geçirirler. Ve şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır¸ gerçekten onun azabı gelip geçici değil¸ devamlıdır. Orası cidden ne kötü bir yerleşme ve ikamet yeridir! Onlar¸ harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler¸ ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Yine onlar¸ Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen¸ haksız yere¸ Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Onlar¸ yalan şahitlik etmeyen¸ faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman¸ vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. Onlar¸ kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman¸ onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.” (3)
Hutbeme Nur suresindeki bir ayetle son vermek istiyorum. Bu ayette mü’minlerin gündelik hayatlarında¸ iş başında çalışırken ve ticarî faaliyetlerini sürdürürken bile Allah’ı anmaktan ve ibadetlerini yerine getirmekten geri durmadıkları anlatılır ve onlar şöyle övülürler: “Onlar¸ ne ticaret ne de alış-verişin¸ kendilerini Allah’ı anmaktan¸ namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymadığı insanlardır. Onlar¸ kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden (âhiretten) korkarlar.” (4)
(1) Bakara¸ 3-5
(2) Mü’minun¸ 1-9
(3) Furkan¸ 63-73
(4) Nur¸ 37
Yılbaşı Gecesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Hindileri meze yapıp yiyenler
Azazilden gömlek alıp giyenler
Varmı? Bana yan bakan diyenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Hep yaşını başını almışlar
Hayasızlığın içine dalmışlar
Yaptıklarından nasiplerini almışlar
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Ahlak deneni hepsi yemişler
Biri birine bak ne demişler
Hiç oldu paslanmayan gümüşler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Kaderine ağlayıp küsenler
İnsanları bu gecede süsenler
Sam yeli gibi boşa esenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Akıl gitti avret yerini açtılar
Ayılanlar hayasından kaçtılar
Bu zıkkımı bilmeden nasıl içtiler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Ağlayanlar durmadan gülenler
Her günü yılbaşı diye bilenler
Bu gecede karanlıktan gelenler
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Kusur arama ayıkıp gidende
Böyle hayasızlık varmı idi dedende
Haya kalmamış şu harika bedende
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Karıştırdı hep helali harama
Kimse karışmaz diyor benim parama
Yandım ağalar iblis girdi arama
Hepsi bu gece de oldu da gitti
İçi boş imiş hele kalıbı başka
Düşmesem idi ya Rab bu dile keşke
Aşık Halil yola sarıl bitmeyen aşka
Hepsi bu gece de oldu da gitti
Halil Sarı
İyilikler de Kötülükler de Karşılıksız Kalmaz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yaratılan her şeyin bir sonu olduğu gibi, insan ömrünün de bir sonu vardır. Bir gün gelecek bu âlemden bir eser kalmayacak ve Yüce Rabbimizin haber verdiği ahiret hayatı başlayacaktır. Böylece insan Allah’ın huzuruna çıkacak, dünyada yaptıklarından hesaba çekilecektir. Ahiret hayatına hazırlıklı olmamızı isteyen Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah'a gerektiği gibi saygı duyun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”(1) Diğer bir ayet-i kerimede ise: “Onlar, o büyük günde (ahiret gününde) diriltileceklerini akıllarına getirmiyorlar mı? İşte o gün; insanlar âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkacaklardır” (2) buyrulmaktadır.
Dünya fani, ömür kısadır. Ebedi olan ise ahiret hayatıdır. Dünyada yapılan her iyilik ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağını, bir gün hesaba çekileceğimizi biliyor ve inanıyoruz. Ama dünya hayatımızın muhasebesini en ince noktasına kadar titizlikle yaparken, acaba manevi hayatımızın muhasebesinde aynı hassasiyeti gösterebiliyor muyuz?
Hz. Ömer’in her akşam: “Bu gün Allâh için ne yaptın?” diyerek kendisini hesaba çektiği gibi biz de kendimizi hesaba çekebiliyor muyuz? “Kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa karşılığını görür, kim de zerre miktarı kötülük yaparsa karşılığını görür”(3) buyuran Rabbimizin akıl nimetiyle donattığı bizleri, erginlik çağından itibaren ölünceye kadar tüm yaptıklarımızdan ve yapmamız gerektiği halde ihmalkârlık edip yapmadıklarımızdan hesaba çekeceğini her an hatırlayabiliyor muyuz?
Hayatı bütün yönleriyle tartarak, ahireti kaybettirecek bir bedel ödemekten kurtulmanın yolu, nefis muhasebesidir. Yarının hesabını bugünden yapmak, imtihana girecek öğrencinin ders çalışmasından farklı değildir. İmtihan edilmek üzere yaratılan insan da, ahiret hayatında kendisine sorulacak soruları başarıyla cevaplandırabilmek için hesabını burada yapmalıdır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz: “Akıllı kimse, kendini sorguya çeken ve ölümden sonrası için çalışandır” ve “Kıyamet günü kişi tüm yaptıklarından sorgulanıp hesaba çekilmedikçe, mahşer yerinden ayrılamayacaktır”(4) sözlerini ilke edinerek, hayatımıza çeki düzen vermeliyiz.
(1) Haşr, 18
(2) Mü’min, 39
(3) Zilzal, 7-8
(4) Tirmizi, Kıyamet, 1
Günahlardan Sakınma
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yaratılan her şeyin bir gayesi, bir hikmeti ve bir görevi vardır. Allah, insana düşünme yeteneği vermiş, gönderdiği elçilerle de ona doğru yolu göstermiştir. Yeryüzünde Allah'ın halifesi olarak değer biçilen insan ise, ne yazık ki, çoğu zaman görevini yerine getirmemekte ve günaha düşmektedir.
Müminlerin günah hastalığından korunması için Kur’an’da şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.”(1)
Günah, kişinin kalbine huzursuzluk verir, gönlünü bulandırır, iradesini zayıflatır, kabiliyetlerini köreltir ve giderek onun fıtratını bozan manevi bir musibet olur. Kur’an-ı Kerim’de: “Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir”(2) ayetinde geçen kalp kirlenmesini Peygamber Efendimiz (sav) şöyle tefsir etmişlerdir: “Kul günah işlediğinde, kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer günahlardan tevbe etmeyip, işlemeye devam ederse o siyah nokta artar ve kalbi istila eder.”(3)
Günahlardan sakınmak, Kur’an’da takva, kavramıyla ifade edilmektedir. Bu anlamda; şirkten ve küfürden uzak durmak, Rabbimizin yasakladığı haramları terk edip, emrettiği farzları yerine getirmek ve Allah'tan başka her şeyi kalpten uzaklaştırarak, sadece ona yönelmek takvadır. Bunun ilk adımı da günaha giden yolu kapatmak, hataen günah işlendiğinde ise, derhal tevbe etmektir. Kur’an-ı Kerim de, “Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi güzel bir makama koyarız”(4) buyrulmaktadır.
Peygamber Efendimiz (sav) de, “Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın. Yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran”(5) buyurmuştur.
Dünyada ve ahirette kurtuluşa ermek istiyorsak, hesap gününü ve Rabbimizin: “Günahın açığını da gizlisini de bırakın! Çünkü günah işleyenler, yaptıklarının cezasını mutlaka çekeceklerdir”(6) ikazını her zaman hatırlamalı ve günaha götüren davranışlardan, çevrelerden uzak durmalı, ibadetlerimize devam etmeliyiz. Ahirette herkesin yaptığı en küçük iyiliğin ve işlediği en ufak kötülüğün hesabını vereceğini unutmamalıyız.
(1) Enfal, 29.
(2) Mutaffifin, 14
(3) İbn-i Mace, Zühd, 4244
(4) Nisa, 31
(5) Tirmizî, Birr, 55.
(6) Enam, 121














