Altınımı Ben Boynuma Cizerim
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Kültürümüz
Altınımı ben, boynuma cizerim.Ağlıya ağlıya, destân yazarım.
Gönülsüz kötüye, veriyor babam.!
Ölümünen olsa, gene bozarım.!
Vaktiyle Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinin Hamzahacılı köyünde birbirini deli gibi seven iki genç vardır. Bunlar birbirlerini ta ufak yaşta sevmişler, hem de ölesiye sevmişler.
Genç delikanlı, Emirdağ’da ilk ve ortaokulu bitirdikten sonra, o zamanlar beldesinde lise bulunmadığı için, tahsilini yapabilmek amacıyla Afyonkarahisar’a gider.
Kız ise bu ayrılığa göğüs gerememiş olacak ki, yüreğinin derinliklerinden gelen bu sevgi sesini türkülere döker. Kızın söylediği bu türküler, Emirdağ’da dillere destan olmuştur.
Hamzahacılı köyü, diğer köylere giden yolun üzerinde olduğu için, kız bir gün suya giderken, yolda başka bir delikanlı kızı görür ve beğenir. Babasından istetir. Başlık parasını da vererek kızı bu delikanlıya nişanlarlar.
Kız, durumu, Afyonkarahisar’da tahsilini yapmakta olan sevgilisine bildirir. Postada gecikme olduğu için mektup geç ulaşır. Oğlan mektubu alınca, "sınav sonunda giderim" düşüncesiyle kızın yanına hemen ulaşamaz. Kız, sevgilisinden de hiçbir haber alamaz ve içindeki duyguları türkü haline dönüştürür.Kız, oğlandan haber alamayınca ne yapacağını şaşırmıştır. Bir taraftan da düğün hazırlıkları başlamış; kız ise kendini için için yemektedir.
Aslında iyi oldu bu kampanya ...
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Yıllardır biriktirdiğimiz, konuşamadığımız sancıyı bir nebze olsun dışarıya vurduk. Diyalog adı ile maskelenerek aylardır devlet eliyle Türk halkına pompalanan iftiracıya, yalancıya taviz politikası kurma aydınların aldıkları emir aracılığı ile düzenlediği komik imza kampanyası ile büyük bir halk tepkisi ile karşılaştı.Türk milleti o kadar dolmuştu ki bu başarısız kampanya sayesinde günler boyunca televizyonlarda gazetelerde Ermenilerin yaptığı katliamlar, Hocalı soykırımı gerçekleri, Ermeni yalanları, ASALA terörü ve terör örgütü PKK-ASALA ilişkisi konuşuldu.
Uyuyan bir devin sadece kirpiklerini oynatması yüzbinlerce imza topladı. Bilgi saçan aydınlarımız, tarihçilerimiz ve bilim adamlarımız verdikleri bilgilerle ermeni yalanını bilmeyenlere de öğretirken, imzacı kurma aydınlar tezlerini savunmakta zorluk çekti. Hatta çoğu imzasını geri çekeceğini açıkladı.
Aylardır, yıllardır neleri içimizde saklamışız. İçini döken dökene..Yalana, dolana, tavizci saçma politikalara karşı ne derece sabırlı bir millet olduğumuzu bir kez daha göstermiş olduk.
Diplomatlarımız, iş adamlarımız, aydınlarımız, kısacası tüm Türk milleti aynı ağızdan konuştu. 80 milyonluk ülkede yalana karşı koyan ve Gül´ün taviz politikasını desteklemeyen yüzbinler düzenlenen kampanyalara imza atmayı bir vatan borcu bildi.
Başkan Adayı Olmayı Düşünenlere
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Belediye Başkan Adayı Olsam, önce çevremdekilerin dolduruşuna gelip-gelmediğimi düşünürüm.
Kendi iç, vicdan muhasebemi yaparım.
Sağlığım, aile içi mutluluğum, insanlarla ilişkilerim nasıl; bu konuda kariyerim yeterli mi, değerlendiririm.
Sonra yeteneklerime dönerim.
Şimdiki belediye başkanından eksiğim ne, fazlam ne? Onun bunca yıllık belediyecilik tecrübesini ben yılda kazanır; icraata döndürürüm?
Bu koltuğa nam için mi, vatandaşa hizmet için mi oturacağımı düşünürüm.
Taraf mı, bîtaraf mı olabileceğimi tartarım.
Koltuğa oturmadan önceki dostlarım kendilerine bi kıyak yapmamı istediklerinde tutumum ne olur?
Emirdağlı için doğru yapacağım bir işte, şayet bir siyasi partiye bağlıysam, siyasî liderin aforozundan korkmadan o işin peşinde olur muyum, olmaz mıyım?
Halk Kütüphanesi
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Kurumlarımız
Kütüphaneyle ilgili olarak yapılan araştırmalar ve kazılarda elde edilen bilgiler M.Ö. 2400 yıllarına kadar uzanmaktadır. Asur Devleti Hükümdarı Asurbanipal tarafından M.Ö. 625 yılında kurulan Ninova Kütüphanesi bilinen en eski kütüphanedir.İnsanoğlu o yıllarda kitabın önemini anlamış, halkıyla paylaşmayı seçmiştir.Kütüphane, belli bir sisteme göre düzenlenen kitap ve benzeri materyallerin toplandığı, saklandığı, okuyucu ve araştırmacıların istifadesine sunulduğu yer. Farsçada ev manasına gelen hane ile Arapçada kitaplar manasına gelen kütüb kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen kitaplar evi isim tamlamasındaki tamlama i'sinin düşmesi ve kelimelerin yer değiştirerek birleşmesinden meydana gelmiş, Kütüphane şeklinde söylenen birleşik bir isimdir.
Halk kütüphaneleri, toplumsal yaşamın, ilişkilerin ve gereksinimlerin sonucu olarak ortaya çıkmış; amaç ve işlevlerini içinde bulundukları tarihsel ve toplumsal koşulların biçimlendirdiği kurumlardır. Yine bir toplumda yaşayan kişiler arasında hiçbir ayrım gözetmeden, onların eğitim, kültür ve bilgi gereksinimlerini karşılıksız yerine getirmeyi ve boş zamanlarını değerlendirmeyi amaçlayan kurumlardır. Halk kütüphaneleri cins, yaş, ırk, milliyet, din, dil, eğitim, kültür, sosyo-ekonomik düzey ve
politik görüş farkı gözetmez. Her tür kütüphane materyali ve çeşitli iletişim yolları aracılığıyla kültür ürünlerini ve bilgiyi insanlığın hizmetine ücretsiz sunarak, onlara ömür boyu eğitim ve boş zamanları değerlendirme olanağı veren, toplumla bütünleşip, sağlıklı kamuoyunun oluşmasına olanak sağlayan, toplumun ekonomik, sosyal, eğitsel kültürel ve teknik kalkınmasının gerçekleşmesini etkileyen, dünya barışının sağlanmasına yardımcı olan demokratik kuruluşlardır.İlçemizdeki Akbank aralığında müftlüğün altında bulunan, kütüphanemiz 12.000'e yakın kitablarla halkımıza hizmetini devam ettirmektedir. Kütüphane memuru Fikri Akdağ'dan edindiğimiz bilgiye göre halkımızın ilgisi çok az. Halk tarafından bilinen ise öğrencilerin gittiği ödevler için araştırmalar yapıldığı yer olarak biliniyor. Lakin adı üzerinde Halk kütüphanesi, Türkiye Cumhuriyeti kimliği olan herkesin faydalanabilecği bir yer.
Devran
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Dünya döner durmadan
Vakit akar su gibi
Saat işler adamın kolunda
Durmaz zaman, böyledir devran
Gün doğar gün batar
Gündüz olur gece olur
İnsan doğar insan ölür
Düğün olur çümbüş olur böyledir devran
Bu Soğuk Havalarda Hastalanmayın
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Siyaseti ve siyasetçiyi anlamak ne mümkün! Daha düne kadar adayımızı açıklayacağız diyenler bir gün geçmeden vazgeçtik; sonra açıklayacağız diyorlar. Ona da kabul. Sonra açıklayın. Bizim için fark etmez ha bugün ha 03 Ocak. İsterseniz 03 Mart. Şimdi ben yine yazacağım, yine AKP düşmanı ilan edileceğim. Ama inanın bana bir türlü kabullenemiyorum, özellikle AKP'lilerin bir söylediği bir söylediğini tutmuyor. Biz bu durumda öylelerine hastayım diyon, dondurma yiyon diyoruz. Bakın yazayım kararı siz verin. Eski ilçe başkanı İbrahim Hoca Sağlık nedenleriyle İlçe Başkanlığını bırakacağını demişti, değil mi? Biz ne düşündük. Hoca siyaseti bırakacak. Haksız mıyız? Haklıyız ben de defalarca konuştum kendisiyle artık yorulduğunu sağlık nedenleriyle siyasete ara vereceğini söylemişti bana. Zaten sağlık nedenleriyle başkanlığı bırakan birisi siyasete devam eder mi? Ama ne yaptı hoca Kongrede Av. A.Kadir beyin listesinde tekrar yönetime seçildi. Haydaaaa. Hem sağlık nedenleriyle başkanlığı bırak,hem tekrar yönetime gir. Hadi bunu anladık. Yönetime tekrar girdin. Eeeee. Şimdi niye tekrar istifa ettin? Seçimlerde İl genel meclisine aday olmak için. Madem sağlık nedenlerinden dolayı Başkanlığı bıraktın nerden çıktı şimdi İl genel meclisi adaylığı. Demek ki sağlık mağlık hikaye.
Şimdi ben bu siyasetçilerin lafına nasıl güveneyim. Şimdi ben bunu yazdım diye AKP düşmanı mı oldum? Anlamak istiyorum ama bir türlü anlamıyorum. Siyaset böyle mi olmalı. Şayet siyaset buysa o zaman söylenecek bir şey yok. Dondurma yemeye devam.
Kamu Malı Emanettir
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Kamu malı, en kısa ifadesiyle devlet malı, bütün bir milletin hakkı olan bir maldır. Sorumluluk sahibi ve her türlü makamı emanet bilen gerçek bir idareci, kamu malını, kendisine verilen bir emanet olarak bilir ve ona göre tasarrufta bulunur. Bundan dolayı kamu malının, alınırken haksız olarak alınmaması, vatandaşa haksızlık ve zulüm yapılmaması esas olduğu gibi, yerli yerinde harcanması ve bir emanet olarak görülmesi de esastır.
Devlet, vakıf ve dernek imkanlarıyla alınan ve bizim elimize tevdi edilen, bir toplu iğneden tutun da kalem, kağıt, büro malzemeleri, elektrik, su, telefon, resmi araçlar, her türlü harcırah ve ücretler ve misafirlere ikram için verilen imkanlara kadar hepsi bize verilen birer emanet hükmündedir.
Bunlardan yararlanırken kılı kırk yararcasına, kendi malımızda gösterdiğimiz hassasiyetten öte, bir titizlik içerisinde, bunda milletin her bir ferdinin hakkı olduğunu düşünerek kullanmamız ve harcama yapmamız gerekir.
Kamuya ait bir malın ve hizmetin, gelişigüzel kullanılması uygun görülmezken, onun çarçur edilmesi ve gasp edilmesi asla düşünülemez ve caiz görülemez.
Sayfa 462 / 497














