İnsan Hayatının Değeri
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Yeryüzündeki varlıkların en mükemmeli insandır. Allah, onu en güzel bir şekilde yaratmış, hak ve vazifesini idrak edebilmesi için vahiy ve akıl kaynaklı bilgi nimetiyle donatmıştır. Sayısız nimetler arasında, kaybedildiğinde geri kazanılamayan en önemli şey hayattır. Sahip olduğumuz bütün güzellikler ancak hayatla anlam kazanır. O halde saygı duyulması gereken şeylerin başında yaşama hakkı gelir.
Güven içerisinde yaşamak her insanın en temel hakkıdır. Bu güvenliğin sürekliliğini sağlamak amacıyla Yüce Allah, yaşama hakkını her türlü haksızlığa karşı koruma altına almış ve cana kıymayı kesin bir şekilde yasaklayarak şöyle buyurmuştur: “Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanın hayatını kurtarırsa sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur.”(1)
Tatil mi? Kamp mı?
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Bu yıl da çok şükür mübarek üç aylara kavuştuk. Bu bizim için büyük bir nimettir. Çünkü geçen sene aramızda bulunan bir kısım akraba, dost ve ahbaplarımız yoklar. Biz kendilerine ALLAH Teâlâ’dan rahmet diliyoruz. Binaenaleyh, bu nimetin kıymetini bilip, ondan faydalanmamız gerekir.
Bu istifadenin yolu nedir? İşte cevap: Abdullah b. Abbas (ra): Receb ayında Hz. Peygamber (sav) Efendimizin: “Bu, artık orucu bırakmaz” deyinceye kadar çok oruç tuttuğunu, bazen de, “Bu artık oruç tutmaz” deyinceye kadar orucu terk ettiğini, haber vermiştir. Bundan anlaşılıyor ki Hz. Peygamber (sav) Efendimiz, Receb ayında diğer aylara nazaran daha çok oruç tutmuştur.
Ayrıca, Mucibe el-Bahiliyye’nin babası veya amcasından rivayete göre, Hz. Peygamber (sav) Efendimiz, mübarek üç parmağını yumup açarak işaret edip: “Haram, hürmet gösterilmesi gerekli olan aylardan bu kadar, yani üç gün oruç tut ve terket,” buyurmuşlardır. Görülüyor ki Hz. Peygamber (sav) Efendimiz haram aylarda oruç tutmayı teşvik etmişlerdir. Receb ayı da, o haram aylardan birisidir.
Üç aylara nasıl bakalım da bu sezon bizim için kazançlı geçsin derseniz âcizane kanaatimi paylaşmak isterim. Bu sezonu hayatımızda farklı bir program uygulanan bir tatil gibi mi görüyoruz yoksa ileriki sezonda ihtiyaç duyduğumuz formu kazanma amaçlı bir kamp gibi mi düşünüyoruz?
Ya da bir takım arızaları olan aracınızı servise verdiniz diyelim. Burada amacınız nedir? Serviste düzgün çalışsın. Deneme sürüşü iyi geçsin de evde eski gibi arızalı olsun ister misiniz? Yoksa bu düzelme ve iyileşmenin sonuna kadar devam etmesini mi arzu edersiniz?
İşte kendimizi manevi açıdan bir takım arızaları olan bir araç gibi düşünün ve bu ayları da bizim arızalarımızın tamir edildiği yaratıcının genel bakım servis günleri kabul edelim. Yani hayatımızda aslında yapmamız gerektiği halde çeşitli nedenlerle ihmal ettiğimiz eksiklerimizi tespit edip bunların tamamlanması için bir fırsat olarak bakalım.
Hatta cesur bir adım daha atıp bu dönemde elde edilen kazanımlarımızı bayramdan sonra da / hayat boyu sürdürme azmini ortaya koyabilirsek işte o zaman bu dönemi gerçekten kazançlı olarak geçirdik demektir.
Hatta büyük bir zat kendisine “Ramazan orucunun kabul edildiğini anlayabileceğimiz bir işaret var mı?” diye sormuş. Verdiği cevap manidar: Ramazan ayından önceki hayatın ile ramazan ayından sonraki hayatın arasında manevi açıdan bir fark var mı bunu ölçmeye çalış buyurmuş.
Bakalım bizim hayatımızda bir değişim olacak mı? Ya da nasıl ve ne kadar bir değişim olacak? Var mısın bir mukayese yapmaya… İşte hepimiz için gayet net ve pratik bir ölçü… Haydi, kolay gelsin…
Bu duygularla üç ayların ve Regaib Kandili’nin hepimiz için bahse konu değişim ve dönüşüm adına başlama fırsatı olması en kalbi dileğimdir. Allah’a emanet olunuz…
Fahri UÇAK
Hoşgörü
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Metin Sağlam
Sevgili okurlar sizlere bu haftaki yazımda hoşgörü konusuna değinmek istiyorum. Hoşgörü, müsamaha, tahammül, katlanma, görmezden gelme veya göz yumma, başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakma, kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla, hem de yan tutmadan katlanma olarak sözlüklerde açıklanıyor.
Bunun yanı sıra yine hoşgörü izin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir. Sosyal ilişkilerde bir tarafın, bazen farkında olmadan, kasıtlı olmayarak, bazen de kasıtla diğer tarafa (maddi/manevi) zarar verebilecek bir sahne yaratması durumunda, diğer tarafın bunu görmezden gelerek veya cevabından vazgeçerek ödün vermek tahammülünü (erdem) gösterebilmesidir. Günümüz şartlarında acaba ne kadar hoşgörü davranıyoruz?
Karşımızdaki insanlara ne kadar tahammül edebiliyoruz? Bu soruya verilecek cevap bence çok kısa olsa gerek. Evet, hiç hoşgörülü davranmıyoruz. Bugün her zamankinden daha fazla hoşgörüye ihtiyacımız olduğu aşikârdır. Olumsuz birçok davranışın sebebi, yeterince hoşgörülü olamamaktır. Evde, trafikte, sokakta, okulda, işyerinde, kısaca insanın olduğu her yerde eğer hoşgörü yoksa orada bencillik, anlaşmazlık, güvensizlik, tartışma, kavga olumsuzluk adına her şeyi görebilmek mümkündür.
Hoşgörüsüzlük insanların mevki ve makamlarına bağlı olmadan yaptıkları olumsuz davranışlardır. Atalarımız geçmiş de hoşgörünün en güzel örneklerini sergilemesine rağmen bizler bu gün toplum olarak aynı hasletleri neden yaşatmıyoruz? Elbette hoşgörüsüz davranışların birçok nedeni vardır. Fakat benim düşünceme göre en büyük neden insanlar arasındaki aile bağlarının zayıflaması, hayat şartlarının her geçen gün ağırlaşması ve her şeyden önce insanların kendirlerine olan özgüven ve saygının azalmasıdır. Kendine saygısı olmayan insanın başkasına saygı göstermesi ve hoşgörülü yaklaşması beklenemez. Tasavuf’ta Mevlana hoşgörü'ye en güzel örnektir. Hoşgörülü olmak insanlarla ilişki kurmanın en iyi yoludur.
Hoşgörülü günler sizlerin olsun.
Emirdağ ve Köylerin Foto Videosu 2009 Çiçeklerdemisin
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Videolar
Fakı Edeer Tarafından kaleme alınan güzel bir Emirdağ Türküsü eşliğinde Köylerimizin Fotoları
Geliyorum Emirdağ
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Hakiki Kabakçı
Güc bela dört hafta aldım izini.
Bekler esnaf,dikmiş bana gözünü.
Hayalde düşte adacalın yüzünü.
Göre göre geliyorum Emirdağ.
Allah kaza vermesin yoldaki kullara.
Derman versin direksiyondaki kollara.
Umudu,hasreti, özlemi gectiğim yollara.
Düre düre geliyorum Emirdağ.
Dindirmek icin gurbet yarasını.
Saatlerce beklerim gümrük sırasını.
Bulgar polisine corba parasını.
Vere vere geliyorum Emirdağ.
Sahilde gecmeliymiş tatil mevsimi.
Halt etmiş diyen,zevkimin kahyasımı.
Köyümde tatil icin carpan göğsümü.
Gere gere geliyorum Emirdağ.
Sevicliyim göreceğim diye anamı.
Türkülerle geciriyorum yolda zamanı.
Türküdeki,harma na sarı samanı.
Sere sere geliyorum Emirdağ.
Emirdağ esnafı duysun sesimi.
Kazık fiyatla kırmayın hevesimi.
Kabakcıya inat mercedesimi.
Süre süre geliyorum Emirdağ
HAKİKİ KABAKCI
cayVEsimit@hotm ail.com
Dostlarımızın Kıymetini Bilelim….
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Esra Bayraktar
Dostluklar bu zaman dilimi içinde yitirilmiş konular arasında yer alıyor maalesef. Dostluklar tükeniyor ya da tüketiliyor. Hayatta insanın kaç tane dostu vardır ki!
Hayatınızın her evresini paylaştığınız insan. Hani böyle omzuna yaslandığınızda huzur bulduğunuz sıkıntınızı mutluluğunuzu paylaştığınız, o andan itibaren rahatladığınız dostlardan bahsediyorum.
Bir ve ya iki.
Dost olmak ve bulmak çok zordur. Bulduğunuzda da kıymetini bilmek gerekir.
Etrafımızda yakınımızda hep bir el olmalı. Uzattığınız zaman o eli tutacak biri. En önemlisi bunun kıymetini bilenleri seçmekte…
Dostum dediğimiz insanları tanıyamadığımızı düşündüğümüz zamanlarda vardır. O an var ya işte o an hayal kırıklığı yerleşiverir yüreğinin tam ortasına..Düşünürsün biz neler yaşadık neler paylaştık. Anlarsın ki, sadece sen bu dostluğa önem vermişsin.
Benim hayal kırıklıklarım olmuştur. Arkadaşım en yakınım dediklerimin aslında bana çok uzak olduklarını gördüğüm zamanlar benim dostum olmadıklarına kanaat getirdiğim, bir daha hayatımda yer alamayacaklarına karar verdiklerimden bahsediyorum. Önemli olan iyi gün dostu olmak değildir.
Üç Aylar
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Üç aylar dediğimiz Recep, Şaban, Ramazan ayları peş peşe gelen, içinde kutlu gecelerin bulunduğu, manevi derecesi pek yüksek, rahmet ve bereket aylarıdır. Bu aylar Yüce Rabbimizin bize ikram etmiş olduğu fırsat aylarıdır.
Hayatın çeşitli sıkıntıları ve imtihanlar neticesinde yıpranan ve yorgun düşen ruhlarımız bu mukaddes zaman dilimlerinde yenilenme fırsatı bulur. Üç ayların içindeki mübarek geceler bir kaybı olanın karanlıkta onu kandille aramasına benzetilmiş ve bu maksatla tarihimizde onlara ‘kandil geceleri’ denilmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav) üç aylara kavuştuğu zaman şöyle dua etmiştir: “Allah’ım Recep ve Şaban aylarını hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.”(1) Yine Resulü Ekrem Efendimiz başka bir hadisi şeriflerinde “Recep Allah’ın, Şaban benim, Ramazan’da ümmetimin ayıdır.”(2) buyurmuşlardır. Bu mübarek zaman dilimleri Kâinatın sahibi Cenab-ı Hak tarafından bizlere verilmiş büyük bir ganimettir. Bu aylar ve içindeki müstesna geceler adeta Yüce Rabbimizin bizi bağışlaması için bir bahanesidir. Bizler de bu mübarek ayların değerini bilip, hürmet göstermeli, bu manevi atmosferden olabildiğince istifade etmeliyiz.














