Birkaç İyi Adam Emirdağ’ı Kurtardı!
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Direkten Döndük desem yeridir. Çok az kalmıştı, belki sayılı günler ya da yıllar… Emirdağ, tarihinde görmediği acılar yaşayacak, yoksulluklar yaşayacak, imkânsızlıklarla baş başa kalacaktı… Birkaç İyi Adam olmasa…
İç Anadolu ile Ege’nin ortasında, sanayisi, ekonomisi çok güçlü olmayan; umudunu GURBETÇİ’ye ve ASKERİ’yeye bağlamış 20 bin nüfuslu bir ilçe. Bir de Yüksekokul’una kavuşunca esnafı biraz rahatlamış bir ilçe… Ve bir anda birçok insanın geçim kapısı olan, ASKERİ tesislerin başka yere taşınma meselesi. Düşünsenize ha Gurbetçimiz alınmış elimizden ha Askeriyemiz ha Yüksekokulumuz. Bunlar Emirdağ’ın temel taşları, Emirdağ’ın 3 değişmezi, bunlar elimizden alınsa elinden sütü alınmış çocuktan ne farkımız var ki… O kadar çaresiz, o kadar aciz, o kadar kırık kalacak kanadımız…Bu can damarımız olan 3’lüden birisi yok artık. Yani Askeriye, yani Emirdağ 3. Jandarma Taburu… Bir anda yüreğimiz ağzımıza geldi haliyle. Ne yapacak, ne edecek bu esnaf, bu Emirdağ. Felaket senaryoları bir bir yazılmaya başladı. “Emirdağ’da kimse kalmayacak, Emirdağ kasaba olacak, Emirdağ esnafı bitecek” Haklılık payı da var hani bu iddialarda.
Fakat, Askeriyenin Emirdağ’dan gitmesinden önce, Emirdağ’ın neden bu kadar Askeriye’ye aciz, muhtaç, bağımlı olduğunu da sorgulamamız gerekir. Askeri taşınmadan çok daha önce, neden alternatif bir yan gelir bulma konusunda girişimlerde bulunmadığımızı kendi kendimize sormamız gerekir.
Tembel miyiz yoksa, her şey ayağımıza gelsin, GURBETÇİSİ, YÜKSEKOKULU, ASKERİYESİ. Biz de ağzımızı açıp bekleyelim, annesini bekleyen yavru kartal misali, hani onlar ağızlarıyla getirirler yiyecekleri, yavru kartal uçasıya kadar bekler annesini. Ta ki uçunca yavaş yavaş avlanmaya, kendi yiyeceğini tedarik etmeye başlar. Ama EMİRDAĞ, YILLARDIR HALA BEKLİYOR, YİYECEĞİ HAZIR GELSİN, HALA UÇMAYI ÖĞRENEMEDİK. Diyeceğim şu ki, bu durumlara düşmeden önce biz yatırım bekleyeceğimize, yatırıma gitsek…
Neyse, şimdi güzel olan Askeriye’nin, yanı Tabur’un olduğu alanın Emirdağ Meslek Yüksek Okulu’na verilmesi. Böylelikle, gelecek yüzlerce, binlerce öğrenci sayesinde Gurbetçi’nin olmadığı ve de Askeriyenin olmadığı ilçemizde para girdisinin bu sayede tedarik edilmesi.
Öncelikle şunu belirteyim ki bu olay sadece PARA GİRDİSİ olarak görülmemeli. Gelecek olan öğrenciler sayesinde KÜLTÜREL GİRDİ de sağlanacak. Türkiye’nin birçok yerinden daha fazla sayıda öğrenci gelecek. Bir ihtimal, 4 yıllık bir fakülte açılacak ve ilçemizin çehresi değişecek. Emirdağlı gençler, kendi memleketlerinde Üniversite okumanın keyfini yaşayacak..
FAKAT ASIL MESELE, Jandarma Taburu’na ait arazinin ve tesislerin Afyon Kocatepe Üniversitesi Emirdağ Meslek Yüksek Okulu’na verilmesinde gece gündüz çalışan “BİRKAÇ İYİ ADAM” dan bahsetmekle onların hakkını bir nebze de olsa ödemiş olacağız.
BAŞTA Emirdağ Belediye Başkanı Cengiz Pala ve Emirdağ AKP İlçe Başkanı A. Kadir Yılmaz’ın gece gündüz bu konuya yoğunlaşmasıyla, bu iki Emirdağ gönüllüsüne destek veren Tema Başkanı Ahmet Şahbaz, Emirdağ kaymakamı ve keza Afyon Valisi ve daha ismini sayamayacağımız bir çok ama birçok Birkaç İyi Adam, Birkaç Emirdağ Gönüllüsü Birkaç Emirdağlı…..
TEŞEKKÜRLER, BÜTÜN EMİRDAĞLILAR ADINA…..
Artık her şey çok daha farklı olacak…
Bayram ŞEN (
Uzaktan da olsa Emirdağlı olmak
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Haberler
Ben uzakta da olsa Emirdağ ve Alibeyce özlemi ile yanıp tutuşan bir Anadolu genciyim (2. Gençlik diyelim ) köyümden 19984 de Emirdağ dan 1992 yılında ayrılmak zorunda kaldım. Hani derler ya nerde doyuyorsan vatanın oradır, evet doyduğun yerde rahat olmak için bu söz geçerle ama gönül ferman dinlemiyor.
Hani derlerde yaş 35 yolun yarısı biz yolun yarısını geçtik evet 36 yılın 17 yılı Emirdağ dan uzak geçti ama bir o kadar da Emirdağ özlemi ile geçti. Bu yazıyı yine iş nedeni ile seyah etmek zorunda olduğum için Ankara’da AŞTİ de yazıyorum tabi kulağımda da www.emirdag.com.tr de Emirdağa vardım sabaha karşı parçası çalıyor insan bir ayrı hüzünleniyor.
Öğrencisinden öğretmenine samimi bir mektup
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Sizden Gelenler
Beni tanıdığını, beni anladığını biliyorum. Sana güvenerek içimden geleni seslendirmek istedim ...
Hayat bu, kimi ağlar kimi güler; sen gülümse öğretmenim. Özün güldükçe yüzün gülüyor. Her gülüşün bin ilaca bedel ...
Hareketlerimizin en kalıcısı nezaket ... Her zamanki gibi kibar ol öğretmenim.
Hem hatıralarımda yaşıyorsun, hem hatıralarımı yaşatıyorsun. Davranışlarınla terbiye et öğretmenim.
Ara sıra yanlışlarını görüyorum. Görüyorum ama bunları unutuyorum hemen. Hayatın en büyük esası, samimilik... Samimiyet içten olmalı... Samimi ol öğretmenim.
"İyi insan olmak için dışarılara gitmeye lüzum yok." dersin. İçimizdeki işe yaramaz unsurları atmamızın yetebileceğini söylersin. Bunun farkındayım; iyimser ol öğretmenim.
Aptal Dünya, Yine De Dönüyor
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Bu dünyanın aklı kıt olmalı.
—Kanını fışkırtmak için savaşan insanları,
—Oksijenle zenginleştirdiği Ozon tabakasını yanan kanıyla delenleri,
—Görünüşünü çirkinleştirmek için her türlü pisliği yapan danaları görüyor.
Görüyor ve sanırım bu insanlara ne ceza vereceğini düşünüyor olmalı; hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi dönüyor…
Acaba,
—Rüşvetçileri yakalamak için giden polisin, rüşvet alırken yine polis tarafından yakalandığını,
—Tutuklu kalması gereken üç kişiyi nöbeti sırasında serbest bırakan hâkimi,
—Aynı hâkimin, idarî soruşturma açılmaması için bir parti yöneticisine el ovuşturduğunu,
—Devleti milyonlarca lira zarara uğratan çete üyelerinin serbest bırakıldığını,
—Devleti dolandırdıktan sonra yurt dışına kaçıp, davanın zaman aşımına uğramasını bekleyenin, 'mani azaldı, gidip az daha tokat atayım' düşüncesiyle geri döndüğünü görmüyor, görse de değerlendirmiyor olmalı…
Bu aptal Dünya,
—En yakın arkadaşını yüklü miktarda 'tokatladıktan', bir de çok sevdiği dostuna kefillik gibi bir sorumluluk yükledikten sonra sırra kadem bastığını,
—Karısını ve de 17 yaşındaki kızını para karşılığı fuhuşa sürüklediğini,
—Ana ve kızın, sevgilileriyle daha rahat aşk yaşayabilmek için evin erkeğini sevgilileriyle bir olup, öldürdüğünü,
—Çocuk yaşına bile ulaşamamış bebeğin ırzına geçip, ölümüne sebep olanların bilmem ne affıyla hapisten kurtulduğunu olağan şeylerdenmiş gibi mi kabul ediyor?
Bunları bilmiyorsa ben, ihbar ediyorum.
Şayet biliyor da, tavrını bozmuyorsa, sanırım gerçekten aptal.
Baksanıza, hâlâ dönüyor…
Çocuklara Karşı Sorumluluğumuz
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Cuma Hutbesi
Cenab-ı Hak Kur' an-ı Kerim' de Kıyamet Suresinin 36. ayeti kerimesinde: "İnsan kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanır?" buyurularak insanın boş yere yaratılmadığı bildirilmektedir.
Dünyada Cenab-ı Hakk'ın yarattıkları içerisinde sorumluluk taşıyan tek varlık, hiç şüphe yok ki, insandır. Esasen insanı diğer yaratıklara göre üstün kılan temel özellik de onun, sorumluluk taşımasıdır.
Peygamber Efendimiz Hadis-j Şeriflerinde: "Hepiniz çoban ve koruyucusunuz. İşbaşındakiler de koruyucudur ve yönetimlerinde bulunanlardan sorumludur. Erkek, ailesinin çobanı, koruyucusudur. O da, ondan sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının koruyucusudur ve eli altında bulunanlardan sorumludur.
Hepiniz çobansınız ve herbiriniz (emriniz altında bulunanlardan) sorumlusunuz.” buyurarak her insanın bir sorumluluğunun bulunduğunu bildirmekte: önemlerine binaen bazılarını ve bu arada aile reisini de özel olarak zikretmektedir.
Aile reisi, ailede bulunan özellikle çocukların geçimini, eğitim ve öğretimlerini ve dinı terbiyelerini sağlamakla yükümlüdür.
Sevgili Peygamberimiz, insanın çocuklarını yetiştirmedeki çalışmasını en üstün çaba olarak değerlendirmiş ve:
"Kişinin hayıra sarfettiği paranın en efdali, çoluk çocuğuna sarfettiği para ile, Allah yolunda, kullanacağı atı için verdiği ve bir de Allah rızası için Allah yolunda arkadaşlarına verdiği paradır." buyurmuşlardır.
Görülüyor ki yüce dinimiz, geleceğin teminatı olan çocuklarla ilgili olarak aileye, hatta topluma büyük sorumluluklar yüklemiştir. Çocukların inançlı, sağlıklı manevi değerlerine bağlı; vatan ve millet sevgisiyle dopdolu olarak yetiştirilmesinde ailenin ve toplumun, rehberliğini öngörmüştür.
Mensubu olmakla daima mutluluk duyacağımız yüce dinimiz hakkında yavrularımızın sağlıklı bilgi almalarını ve dinimizin ana kitabı olan Kur'an-ı Kerim'i öğrenmelerini sağlamanın anne ve babanın önemli görevleri arasında olduğunda şüphe yoktur. Müslüman bir çocuğun dinini ve dininin kitabı olan Kur'an-ı Kerim'i öğrenmesinden daha tabii ne olabilir.
Okulların tatile girdiği bu günlerde çocuklarımızı Kur' an-ı Kerim kurslarına ve camilerimize göndermek suretiyle bu ihtiyaçlarını gidermelerine yardımcı olalım ve bu konuda bize. düşeni anne ve babalar olarak yerine getirelim. Böyle yapacak olursak, hem onlara karşı olan bu sorumluluğumuzu yerine getirmiş ve hem de onların dini bütün bir insan olarak yetişmelerini sağlamış oluruz.
Hutbemi ibn Mace'nin Enes b. Malik radıyallahu anh'tan rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifin mealiyle bitirmek istiyorum. "Çocuklarınıza iyi muamelede bulunun ve onları güzel terbiye edin."
Parti Kapısına Kilit Mi?
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Yüksel Önaçan
Basında okudum.
Başka bir ilin milletvekili Sinop’a geliyor ve bir parti binasının kapısına kilit vurup, gidiyor.
Şutlanan parti yöneticileri de demeç veriyor:
“- Partimiz genel merkezi böyle uygun görmüş. Yine görev verirlerse seve seve yaparız.”
Bu kadar rencide edildikten sonra da mı?
N’oluyor bu halka?Parti liderlerinin tek egemen olduğu bu ülkede egemenliğin kayıtsız-şartsız milletin olabilmesi için kimler kendilerini öne atacak?
Her millet vekili Mahmut KOÇAK gibi neden olamıyor?
Tüm liderler ağızlarını açtılar mı Atatürk’ün izinde olduklarından, Atatürkçü düşünceden, O’nun ilkelerinden, inkılâplarından yana olduklarını söylüyorlar. Bizler de aynı.
Bu nasıl Atatürkçülük?
Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi?
Hani partiniz sosyal ve de demokrattı?
Hani özgür düşünceden yanaydınız?
Eğitim mi? Öğretim mi?
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: Metin Sağlam
İlk bakışta eğitim ile öğretim arasında fazla bir fark yok gibi görünür. Aslında bu iki kelimenin anlattığı süreçler birbirinden çok farklıdır.
Genel anlamda tanımlama ile eğitim; bireyin davranışlarında, kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik yönde değişme meydana getirme sürecidir. Bu tanımda dikkati çeken öğelere bakınca şunları görmek mümkündür. Eğitim, bir anlık durum ya da olay değil, öncelikle bir süreçtir. Bu süreçte bireyin davranışlarının istenilen yönde değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Davranışlarda değişme meydana getirme istenilmekte ve bu hedefe ulaşmada araç olarak bireyin yaşantısı kullanılmaktadır.
Öğretim ise; bir kimseye, bir konu bilgi ve beceri kazandırmaktır. Bu iki kelimenin genel anlamdaki manalarını verdikten sonra bu haftaki yazımızın ana konusuna dönelim. Evet, önce eğitim mi? Öğretim mi? Kendi düşüncemi söylemeden önce sizlerde bazı şeyleri paylaşmak istiyorum. Dikkat edersek yakın zamana kadar hep eğitim ve öğretim yılı diye başlar ve devam ederdik. Fakat ne açıdır ki son yıllarda artık sadece öğretim diyoruz. Öğretimi hep ön plana çıkarıyoruz. Örneğin; 2003-2004 Eğitim ve öğretim yılı derken artık 2007-2008 Öğretim yılı diyoruz. Artık bizlerde birer eğitimci olarak bunu özümsemeye başladık. Ama şahsım adına 20 yıllık meslek hayatımda hep eğitimi ön plana çıkardım. Tabii ki öğretimi bir kenara atmadım. Zaten böyle bir şeyde düşünülemez. Anlatmak istediğim eğitimi öğretime heba etmedim. Okulun görevi çocuğu eğitmektir ve bilgi öğretmektir. Eğitim sistemimiz gereği öğretim ön plana çıksa da bizlere mevki sahibi insanlar kadar eğitimli vatanını milletini seven büyüklerine saygı küçüklerine sevgi duyan insanlar lazımdır. Hepimiz kaymakam ve oğlu bir farklı rivayetle padişah ve oğlu menkıbesini bilirsiniz. Bunu birçoklarımız duymuşuzdur. Ben yine de hatırlatayım, Zamanın birinde bir padişah ile bir oğlu vardır. Babası oğluna hep şunu der “Sen adam olmazsın”. Gel zaman git zaman bu oğlan padişah olur ve adamlarına babasını çağırıp getirmelerini söyler. Padişahın adamları gider ve padişahın babasını alıp huzura getirirler. Padişah babasına “ Baba bak bana sen adam olmazsın derdin. Ben koskoca bir padişah oldum “ der. Babası da padişaha dönerek” Oğlum ben sana adam olamazsın dedim. Bakıyorum padişah olmuşsun. Ama hala adam olamamışsın” der. Evet, beyler öğretim elbette önemlidir. Ama eğitimsiz insanda bilgi olsa da bir şeye yaramaz. Esen kalın.
Sayfa 446 / 497














